14 Aralık 2010 Salı

Sn.Okan İnanç'tan 16. Hafta (Ankaragücü-Fenerbahçe) Maç Yorumu



Ankaragücü - FENERBAHÇE : (2 - 1)

Devre arasında Fenerbahçe taraftarının görüşü, ”bu maçın çantada keklik olduğu” şeklindeydi. Ne var ki bazen futbol tanrıları bir takımın bir maçı kazanmaması için elinden geleni yaparlar. Fenerbahçe farklı kazanabileceği bir maçı kaybetti. Önceki haftalarda olduğu gibi ilk yarıda başka ikinci yarıda başka bir Fenerbahçe vardı Ankara’da. Gene de ilk yarıda kaçırdıkları girmiş olsa ikinci yarı daha dikkatli oynayarak galibiyeti koruyabilecekti. Bu yenilgi ile liderin 9 puan gerisine düşmek demek normal şartlarda şampiyonluktan epey uzak kalınması demek oluyor. Sadece liderin sonraki maçlarında üst üste kötü sonuçlar almasıyla ümitlenebilir.

Fenerbahçe’nin ikinci yarıda düştüğü bu kötü durumun akla getirdiği ilk neden tabii ki takımın iyi çalışmaması nedeniyle fizik kondisyonunun düşmesi oluyor. Teknik heyetin ilk yapacağı iş bunun çaresini bulmak olacaktır. Bir de ikinci yarıya çıkılırken en çok oyundan düşen oyuncular kimlerse onların değiştirilmesiyle başlanmaması hata olarak öne çıkmakta. İlk onbirlerin tespiti teknik kadronun inisiyatifindedir ama yedek kulübesindeki her oyuncu ile değişiklik, futbolseverler tarafından da değerlendirilebilir. Fenerbahçe’de bu değişiklikler önceki maçlarda olduğu gibi bu maçta da geç yapıldı. Devre arasında değişiklik daha doğru bir zamandır. İki oyuncu devre arasında değiştirilip bir oyuncu ise sakatlık olasılığı karşısında son 15 dakikaya bırakılabilir. Hem çıkan oyuncuların suratlarının yayıncı kuruluş tarafından kurt kuzuyu izler gibi izlemesi önlenmiş olur hem de hocası bu değişikliğin nedeni konusunda kendisini ikna etme fırsatı bulur. Ayrıca yerlerine geçecek olanlara da nasıl oynatılmak istendikleri daha detaylı anlatılmış olur.

Fenerbahçe maça fırtına gibi eski yıllardaki Fenerbahçe’yi hatırlatır şekilde başladı. Önceki haftalara göre bir artısı daha vardı ki o da hızlı paslaşmaya geçmesiydi. Top rakipteyken pres deseniz vardı, oyunun kontrolünü elinde tutmak vardı. Karşı kalede çok sayıda pozisyona girerken Volkan sadece bir kez yere uzanarak top alıyordu. Bu yarıda oynayan futbolcuların tümü çok iyi oynarken hatalı oynayan olmadığı gibi hatalı top kullanımı yok denecek kadar azdı. İkinci yarıda çok şey değişti. Ankaragücü değişmiş baskılı bir futbola dönmüştü. Belli ki Fenerbahçe’nin ikinci yarıda daha düşük bir tempoyu kabullenmek zorunda olduğunu biliyorlardı.

İki devrede iki farklı Fenerbahçe izlenince oyuncuların değerlendirilmesini bu iki devrenin toplamına göre yapacak olursak sadece bir oyuncuyu çok iyiydi şeklinde değerlendirebiliyoruz. Bu oyuncu da her zaman olduğu gibi gene Gökhan Gönül oluyor. Buna rağmen aynı Gökhan dahi çok sayıda indiği çizgiden ortalarını hatalı yapmaktaydı. Bu ortaların hemen hepsini dışarıya yönlendireceğine diğer arkadaşları gibi kaleciye doğru atarak güzelim akınlarını sonuçsuz bitiriyorlardı. İkinci yarı başladığında gördük ki, Cristian, Mehmet Topuz, Dia, Caner, Emre yok gibiler. Hepsi ya geri çekilmişler, ya az koşuyorlar, topları rakip oyuncuların kapmalarını izliyorlar. Niang bile nedense ortada çapraz koşular yaparak top alacağına sol çizgiye yanaşarak oynamayı yeğliyordu. Yenilen 2 gol ikinci yarının futbolu karşısında beklenen bir sonuç sayılıyordu.

Fenerbahçe kazanması gereken bir maçı gene 2. yarıdaki futboluyla kaybederken şampiyonluk ümitlerini azaltarak ilk yarının son maçına çıkacak. Gelecek hafta buluşmak üzere hoşça kalın.

YMM. Okan İnanç

okaninanc@superonline.com

http://www.yenicagymm.com/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder