3 Ekim 2010 Pazar

Sn.Okan İnanç'tan 7. Hafta (Fenerbahçe-Gençlerbirliği) Maç Yorumu



FENERBAHÇE - Gençlerbirliği : (3 - 0)

Fenerbahçe’nin şampiyonluk yolunda yürüyebilmesi için kazanılması şart olan bir maç daha oynandı ve kazanıldı. Fenerbahçe gollü galibiyetlerine devam ediyor. Üstelik bu takımın hala gözle görülür birkaç oyun eksiği de var. Bu eksiklikler de tamamlandığında ortaya çıkan takım izlendiğinde, bu yıl Avrupa macerasının erken bittiğine herkes çok üzülecek. Eksiklere aşağıda değineceğim ama gelelim bu maçtaki sayısız artılara.

Bir kere yeni transferler mükemmel. Alex’le de birleşince garip üçgenler yaratılmaya başlandı. Tabii Alex, Dia, Niang üçgeni başta. Bu üçgene geriden hem presi, hem top kapması ile bir başka harika Emre de katılınca taraftar uzun zamandır hasret kaldığı bir futbol izledi. Tabii zaman zaman diye ekleyince eksikliklerden birisini de anlatmış oluyoruz. Takımda kötü oynayan yoktu ama en düşük performansı gösteren Mehmet Topuz için en uygun sıfat “etkisiz” olacaktır. Tabii diğerlerine göre diye de eklemek gerekir.

Maçın en üzücü olayı ise Selçuk’un önemli olduğu öğrenilen sakatlanmasıydı. Tam Uğur gelirken Selçuk gidiyordu. Dileriz dönüşü çabuk olur. Birçok kesim Selçuk’u kötüleme yarışına girse de bana göre Selçuk her maçta takımına yardımcı olmuştur. Tabii kendisinden süper teknik paslar beklemeyecek olursak başarılı sıfatını yakıştırıyoruz. Volkan’a çok az düştüğü maçlardan birisiydi. Sonradan giren Andre Santos beke geçmeyip ilerde oynadı ama hala ilk geldiği günlerdeki futboluna yaklaşamıyor. Caner de bekte ondan hala çok daha iyi oynamakta. Rakibin presine, orta sahadaki mücadelesine karşın Fenerbahçe’nin iki bekinin de sık sık atağa kalkabilmesi takımın bir diğer artısıydı.

Gençlerbirliği’nin presinden söz ederken hakem Fırat Aydınus’tan da söz etmek gerekiyor. Önceki maçlarındaki negatif tutumları nedeniyle taraftarın kızgın olduğu bu hakemimizin Gençlerbirliği oyuncularının aşırı sertliklerini görünce maçta yanımdakilere şunu söylüyordum.” Federasyon maçların ilk 10 dakikasında sarı kart çıkartmayı yasakladı mı?” Diye sorduğumda herkes hak verdi ama cevapları da ilginçti: “Sadece Ş.Saraçoğlu’nda yasaklamışlar”. Bazı hakemler bu statta Fenerbahçe aleyhine ne kadar çok düdük çalarsa o kadar kendini başarılı sanıyor. Kim bilir belki de Haluk Ulusoy zamanından kalma alışkanlıklarıdır bu.

Stat ful değilse de doluydu. Fenerbahçe seyircisi, gerekli yerlerde sesini yükseltip, gerektiğinde de oyuncularının güzel hareketlerinde coşkusunu göstererek bir diğer artıyı oluşturdu. Küfür etmemeye dikkat etmeleri de bir diğer artılarıydı. Gelelim eksikliklere:

  1. Henüz kontratak futbolu derslerine sıra gelmemiş gibi. Üçüncü golde olduğu şekilde bu karşı ataklar çok az uygulanıyor. Rakip takım korner atarken en iyi karşı ataklar uygulanabilirse de bu kornerler de 11 oyuncu da kendi ceza sahasına dolmakta. Oysa örneğin Oğuz’un zamanında (Sadece oyunculuğu zamanında) kornerlerden sonra Oğuz’a top gönderilir o topu alıp yanlara doğru götürerek ayağında tutarken depar atan arkadaşlarını kollar ve onlardan birisinin koşu yoluna da topu gönderdiğinde goller gelirdi. Bu takım şimdilik bu derse gelmedi, ya da bu derse çalışırlarken elektrikler kesildi.:)).

  1. Kondisyon eksikliği yer yer beliriveriyor. Emre gibi zaman zaman saklanarak dinlenenler dışında ikili mücadelelerde bariz olarak bu eksiklik ortaya çıkıyor. Kondisyonu 90 dakikaya yayacak fizik çalışmaları ile özellikle Afrikalı oyunculara bu yayma işleminin maç sırasında nasıl uygulanacağı tatbiki olarak gösterilmelidir.

  1. Alex’ eski atışlarında olduğu gibi korneler ile frikiklerinde yere paralel sert ortalar yaptığı hatırlatılmalıdır. Nedense son zamanlarda topu çok havalandırmakta ve bu şekilde atılan gol sayısı da oran olarak gittikçe azalmakta.

  1. Aragones zamanından akılda kalan tek olumlu işlem bir süre uygulanmaya devam etse de zaman geçtikçe unutuldu. Rakip kaleye korner atarken sadece santrafor kaleciye pres için rakip ceza sahasına girerdi. Geri kalan oyuncular ancak topa vurulduktan sonra kaleye doğru koşarak topun kimin önüne düşeceğini görerek vururlardı. Rakip oyuncular kendi ceza sahalarında itiş kakışla durdurmaları gereken hiçbir rakip göremeyince topa mı bakacaklar, kendilerine doğru koşan 8-9 oyuncuya mı bakacaklarını bilemezlerdi. Çok güzel bir korner taktiği idi. Hatırlayacak olurlarsa bu yolla çok gol atacaklardır.

    Fenerbahçe için halen lider Bursaspor ile arasındaki 8 puan fark (Federasyon kararının 3 puanın maç tamamlatılmadan verilmesi şeklinde olacağı varsayımı ile) kapanmayacak bir fark değildir. Daha liglerin ¼ ü bile oynanmamıştır. Kayserispor’un da puan cetvelinin üst sıralarına yükselmesiyle buradaki 5 takımın aralarında yapacakları maçlarda daha çook 8 puanlar yer değiştirecektir. Fenerbahçe, son haftalarda oynadığı futbolu oynamaya devam edecek olursa şampiyonluğu en büyük adayı olmaya da devam edecek gibi görünüyor.


YMM. Okan İnanç

okaninanc@superonline.com

www.yenicagymm.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder