9 Ekim 2010 Cumartesi

Geçmiş Olsun Mirkamil



Fotoğrafta sol başta yer alan, U 15 takımımızın oyuncusu Mirkamil kardeşimizin bugünkü maçta, talihsiz bir pozisyonda sol ayak bileği kırıldı.Bir an önce aramıza dön kardeşim,geçmiş olsun.

Resmi sitede konu ile ilgili haber:


Akademi Futbol Ligi’nde Fenerbahçe U-15 Futbol Takımımız Galatasaray ile karşı karşıya geldi.Karşılaşma 0-0 tamamlandı. Karşılaşmanın son dakikalarında ikili mücadele oyuncumuz Mirkamil Haşimli’nin sol ayak bileği kırıldı. Kozyatağı Acıbadem Hastanesi’ne kaldırılan oyuncumuz sol ayak bileğinden ameliyat olacak

4 Ekim 2010 Pazartesi

Siz Kimin Federasyonusunuz?



Fenerbahçeliler Derneği Sn İlyas Bulcay'ın yazısı

Siz Kimin Federasyonusunuz?

Yada Fenerbahçe taraftarı ile sorununuz nedir?

Günlerden 3 Ekim Pazar. Yani üzerinden yalnızca bir hafta geçmiş

Stad Ali Sami Yen. Yani aynı stad

Karşılaşma İ.B.Şh.Belediyesi- Bursaspor arasında. Yani son şampiyon oynuyor.

Evsahibi takımın taraftarı yok rakibi Bursaspor’un 7-8.000 taraftarı tribünleri doldurmuş

Oysa bir hafta önce aynı stada yapılan Kasımpaşa- Fenerbahçe maçında Fenerbahçe taraftarına yalnızca %5 kontenjan ayrılmış onbinlerce Fenerbahçe taraftarı karşılaşmayı canlı olarak izleyememiş , bir kısmı her şeye rağmen geldiği kapılarda kalmış evine dönmüş

Bunu sebebini öğrenmeye çalıştığımızda ise Kasımpaşa Yöneticilerinin Fenerbahçe taraftarına bilet satmak istemesine rağmen Galatasaray yöneticilerinin talebi ile TFF nunun böyle bir karar aldığını öğrenmiştik.

Şimdi soruyorum.?

Önce Galatasaray yöneticilerine; Bursaspor sizin rakibiniz değil mi? İçinizdeki Fenerbahçe nefreti ezikliğinizden mi kaynaklanıyor ? Fenerbahçe taraftarı size ne yaptı. O stad sizin mi? Kiralarını süresinde ödemediğiniz için sözleşmeniz zamanında feshedilmedi mi?

Şimdi devletin stadını devlete verip , yine devlete bedava stad yaptırdıktan sonra , hiçbir zaman size ait olamayacak olan o stadda da mı? aynı şeyleri yapacaksınız?

Birkaç hafta önce Bucaspor maçında taraftarınız tribünleri doldururken şimdi hangi adalet anlayışındasınız Bütün kötülüklerin İLK BAŞLATICISI olmayı nasıl beceriyorsunuz.?

Geçmişte yabancı oyuncu Türkleştirirken , tribünlerin %50 bölünmesinden vazgeçilirken ve bütün diğer olumsuzluklarda hep siz yok musunuz? Karşılaşma sırasinda Fenerbahçe taraftarı bütün bu kışkırtmalarınıza karşı stadiniza ne zarar verdi? Sizin taraftarinizin verdiği zararlari düsündüğünüzde hiç mi içiniz sızlamadı?

Ama asıl sorular konunun yetkilisi ve muhatabı Futbol Federasyonuna;

Bu iki karşılaşma arasında ne gibi bir fark var. İzmir'de , Ali sami Yen'de farklı karşılaşmalarda farklı davranmanızın haklı gerekçesi ne ? Sırtınızda forma mı var? Galatasaray'ın sizin üzerinizde vesayeti mi var?

Siz tüm külüplere karşı aynı mesafede olmak zorunda değil misiniz? Fenerbahçe taraftarı size ne yaptı? Bir korkunuz, çekindiğiniz bir şey mi var? Biz size bu taraflı davranışlarınızdan dolayı nasıl güven duyabiliriz?

Taraftarın temsil edilmediği, görüşlerinin dikkate alınmadığı hatta adam yerine konmadığı ama parasının kaynak yapıldığı bir federasyonu daha ne kadar yönetebileceğinizi zannediyorsunuz?

Bir soru da QTM'ye ; taraftara ait olumsuzlukları hoyratça taşıdığınız sütunlarınıza , ekranlarınıza taraftar haklarını ne zaman taşıyacaksınız ?

YAZIKLAR OLSUN HEPİNİZE

İLYAS BULCAY

3 Ekim 2010 Pazar

Sn.Okan İnanç'tan 7. Hafta (Fenerbahçe-Gençlerbirliği) Maç Yorumu



FENERBAHÇE - Gençlerbirliği : (3 - 0)

Fenerbahçe’nin şampiyonluk yolunda yürüyebilmesi için kazanılması şart olan bir maç daha oynandı ve kazanıldı. Fenerbahçe gollü galibiyetlerine devam ediyor. Üstelik bu takımın hala gözle görülür birkaç oyun eksiği de var. Bu eksiklikler de tamamlandığında ortaya çıkan takım izlendiğinde, bu yıl Avrupa macerasının erken bittiğine herkes çok üzülecek. Eksiklere aşağıda değineceğim ama gelelim bu maçtaki sayısız artılara.

Bir kere yeni transferler mükemmel. Alex’le de birleşince garip üçgenler yaratılmaya başlandı. Tabii Alex, Dia, Niang üçgeni başta. Bu üçgene geriden hem presi, hem top kapması ile bir başka harika Emre de katılınca taraftar uzun zamandır hasret kaldığı bir futbol izledi. Tabii zaman zaman diye ekleyince eksikliklerden birisini de anlatmış oluyoruz. Takımda kötü oynayan yoktu ama en düşük performansı gösteren Mehmet Topuz için en uygun sıfat “etkisiz” olacaktır. Tabii diğerlerine göre diye de eklemek gerekir.

Maçın en üzücü olayı ise Selçuk’un önemli olduğu öğrenilen sakatlanmasıydı. Tam Uğur gelirken Selçuk gidiyordu. Dileriz dönüşü çabuk olur. Birçok kesim Selçuk’u kötüleme yarışına girse de bana göre Selçuk her maçta takımına yardımcı olmuştur. Tabii kendisinden süper teknik paslar beklemeyecek olursak başarılı sıfatını yakıştırıyoruz. Volkan’a çok az düştüğü maçlardan birisiydi. Sonradan giren Andre Santos beke geçmeyip ilerde oynadı ama hala ilk geldiği günlerdeki futboluna yaklaşamıyor. Caner de bekte ondan hala çok daha iyi oynamakta. Rakibin presine, orta sahadaki mücadelesine karşın Fenerbahçe’nin iki bekinin de sık sık atağa kalkabilmesi takımın bir diğer artısıydı.

Gençlerbirliği’nin presinden söz ederken hakem Fırat Aydınus’tan da söz etmek gerekiyor. Önceki maçlarındaki negatif tutumları nedeniyle taraftarın kızgın olduğu bu hakemimizin Gençlerbirliği oyuncularının aşırı sertliklerini görünce maçta yanımdakilere şunu söylüyordum.” Federasyon maçların ilk 10 dakikasında sarı kart çıkartmayı yasakladı mı?” Diye sorduğumda herkes hak verdi ama cevapları da ilginçti: “Sadece Ş.Saraçoğlu’nda yasaklamışlar”. Bazı hakemler bu statta Fenerbahçe aleyhine ne kadar çok düdük çalarsa o kadar kendini başarılı sanıyor. Kim bilir belki de Haluk Ulusoy zamanından kalma alışkanlıklarıdır bu.

Stat ful değilse de doluydu. Fenerbahçe seyircisi, gerekli yerlerde sesini yükseltip, gerektiğinde de oyuncularının güzel hareketlerinde coşkusunu göstererek bir diğer artıyı oluşturdu. Küfür etmemeye dikkat etmeleri de bir diğer artılarıydı. Gelelim eksikliklere:

  1. Henüz kontratak futbolu derslerine sıra gelmemiş gibi. Üçüncü golde olduğu şekilde bu karşı ataklar çok az uygulanıyor. Rakip takım korner atarken en iyi karşı ataklar uygulanabilirse de bu kornerler de 11 oyuncu da kendi ceza sahasına dolmakta. Oysa örneğin Oğuz’un zamanında (Sadece oyunculuğu zamanında) kornerlerden sonra Oğuz’a top gönderilir o topu alıp yanlara doğru götürerek ayağında tutarken depar atan arkadaşlarını kollar ve onlardan birisinin koşu yoluna da topu gönderdiğinde goller gelirdi. Bu takım şimdilik bu derse gelmedi, ya da bu derse çalışırlarken elektrikler kesildi.:)).

  1. Kondisyon eksikliği yer yer beliriveriyor. Emre gibi zaman zaman saklanarak dinlenenler dışında ikili mücadelelerde bariz olarak bu eksiklik ortaya çıkıyor. Kondisyonu 90 dakikaya yayacak fizik çalışmaları ile özellikle Afrikalı oyunculara bu yayma işleminin maç sırasında nasıl uygulanacağı tatbiki olarak gösterilmelidir.

  1. Alex’ eski atışlarında olduğu gibi korneler ile frikiklerinde yere paralel sert ortalar yaptığı hatırlatılmalıdır. Nedense son zamanlarda topu çok havalandırmakta ve bu şekilde atılan gol sayısı da oran olarak gittikçe azalmakta.

  1. Aragones zamanından akılda kalan tek olumlu işlem bir süre uygulanmaya devam etse de zaman geçtikçe unutuldu. Rakip kaleye korner atarken sadece santrafor kaleciye pres için rakip ceza sahasına girerdi. Geri kalan oyuncular ancak topa vurulduktan sonra kaleye doğru koşarak topun kimin önüne düşeceğini görerek vururlardı. Rakip oyuncular kendi ceza sahalarında itiş kakışla durdurmaları gereken hiçbir rakip göremeyince topa mı bakacaklar, kendilerine doğru koşan 8-9 oyuncuya mı bakacaklarını bilemezlerdi. Çok güzel bir korner taktiği idi. Hatırlayacak olurlarsa bu yolla çok gol atacaklardır.

    Fenerbahçe için halen lider Bursaspor ile arasındaki 8 puan fark (Federasyon kararının 3 puanın maç tamamlatılmadan verilmesi şeklinde olacağı varsayımı ile) kapanmayacak bir fark değildir. Daha liglerin ¼ ü bile oynanmamıştır. Kayserispor’un da puan cetvelinin üst sıralarına yükselmesiyle buradaki 5 takımın aralarında yapacakları maçlarda daha çook 8 puanlar yer değiştirecektir. Fenerbahçe, son haftalarda oynadığı futbolu oynamaya devam edecek olursa şampiyonluğu en büyük adayı olmaya da devam edecek gibi görünüyor.


YMM. Okan İnanç

okaninanc@superonline.com

www.yenicagymm.com

1 Ekim 2010 Cuma

Fenerbahçeliler Derneği (FBD) Basın Açıklaması


Düdük asacak adam inadına Fenerbahçe maçında !!!


Aslında yetenekleri ve bilgisi ile iyi bir hakem olma potansiyeline sahip olmasına rağmen, alnına yapışmış Beşiktaşlı kimliği ve Fenerbahçe maçlarındaki berbat ve alenen taraflı yönetimleri ile Fenerbahçeli taraftarlarca “Fenerbahçe düşmanı” ilan edilen; önceki yıl vermediği penaltı, ofsayttan atılan gol ve kırmızı kartla Fenerbahçe'mizin İnönü’de Beşiktaş’a yenilmesinde doğrudan etkisi olan

Geçen yıl İ.B.Şehir Belediyespor maçında ofsayt olmayan golümüzü ofsayt diyerek iptal eden, İ.B.Şehir Belediyespor’un ofsayt golünü geçerli sayan, son adam tarafından biçilen Guiza’nın rakibine kırmızı kart çıkaramazken, itirazını bahane edip, ortadaki topa ayak kaldıran iki oyuncudan biri olan Alex’imizi tereddüt etmeden oyundan ataraküç puanımızı ve şampiyonluğumuzu çalan...

Geçmişindeki reddedemediği Beşiktaşlı kimliği ile; Fenerbahçe’nin önemli maçlarında üst üste Fenerbahçe aleyhine kararları ile tutarlı bir biçimde tetikçilik yapan ve utanmaz basın odaklarınca yaptıkları her hakemin yaptığı olağan hatalardan kabul edilerek, hata olarak yorumlanıp, iyi bir hakem olduğu görüşü yayılan Fırat Aydınus'u...

Tarafsız maç yönetmenin hakemlerin en temel davranış biçimi olması gerektiği gerçeği yok sayılarak üst üste ve devamlı bir takım aleyhine yapılan “hataların” mazur görülüp, yapanın aklanmasının haksızlığa çanak tutmak olduğu ve başkalarına kötü örnek oluşturacağı ortadayken; Fenerbahçe taraftarlarının tamamını temsil edenlerin ortak bir bildiri ile “düdüğünü asmasını” istediği bir hakemin görevine son vermek yerine, Galatasaray derbisinden önceki son iç saha maçında Fenerbahçe maçına atamak suretiyle Sporda Şiddet ve Olumsuz Davranışların nedeni olma görevini yerine getiren Federasyonu şiddetle kınıyoruz.

Bu işbirliğinizin hiçbir işe yaramayacağını, önünde sonunda hukuka ve adalete aykırı davrananlardan meşru yollarla hesap soracağımızı bir kez daha kamuoyuna açıklıyoruz.

FENERBAHÇELİLER DERNEĞİ (FBD)

Sana Kırmızı Hiç Yakışmıyor


Bu haftanın ödüllü sorusunun rengi kırmızı

Derbiler haricinde Fenerbahçe'nin rakipleri son 55 haftada kaç tane kırmızı kart görmüştür?

A) Sana kırmızı hiç yakışmıyor
B) Bir tane o da maçtan sonra
C) B şıkkı
D) Kırmızı şarap
E) Hep biri

Cevabı bilemeyen 5 kişiye çekişle direkt kırmızı kart gösterilecektir
55 kişi ise çift sarı karttan kırmızı kart görecektir.

En çok faul yapılan takımın rakiplerinin kırmızı kart görmemesi düşündürücü.Son 55 haftada derbiler dışınsa sadece Manisa'dan Isaac o da maç bittikten sonra kırmızı kart görmüştür.

Mehmet Ali Mesruoğlu

30 Eylül 2010 Perşembe

Yorumsuz Metin Tokat


Aynı Metin Aynı Tokat bir şey anlamıyorum
Allah'ım bu nasıl şey anlamlandıramıyorum...

13 Eylül 2010 GS-Gaziantep maçı, Emre Güngör yerden bir topa kayar top eline çarpar, M.T. yorumu:

Baros, ceza alanında topu rakibinden kurtardığı anda karşıdan kayarak gelen Emre'nin açık olan elleri topla temas etti. Pozisyona yakındı. Elin o kadar açık olması kasıt unsuru olduğundan penaltı kararı doğruydu.


26 Eylül 2010 GS-İBB maçı, Servet yerden bir topa kayar top eline çarpar, M.T. yorumu:

Rızvan’ın ceza alanı içine ortaladığı top yerde kayan Servet’in önce vücuduna sonra da eline çarptı. Servet bu pozisyondan kaçamazdı. Devam yorumunda haklıydı.


29 Eylül 2010 G.Rangers-Bursa maçı, Sercan'ın şutunda top rakibin eline çarpar, M.T. yorumu:

İkinci devre ceza alanında Sercan'ın kaleye doğru vurduğu topu engellemek amacıyla McCulloch öne doğru kendini yere atarak koluyla topu engelledi. Yakın mesafeden çarpma gibi görünse de oyuncunun niyetinde kasıt vardı. Penaltıyı vererek sarı kartını kullanmalıydı.


Akrostişim geldi

Yeter Artık
Utan Biraz
Hakikatları yaz

Mehmet Ali Mesruoğlu





28 Eylül 2010 Salı

Sn.Okan İnanç'tan 6. Hafta (Kasımpaşa-Fenerbahçe) Maç Yorumu



Kasımpaşa - FENERBAHÇE : (2 - 6)

Fenerbahçe’nin Ali Sami Yen’de son kez oynadığı maçta 6 gol atması bazı hatıraları akla getirmiş oldu. Fenerbahçe 6 güzel gol atarken yediği 2 gol dışında kalesinde birisi direkten dönen çok sayıda gol tehlikesi de yaşaması, yöneticilerinde, teknik heyetine, taraftarından futbolcusuna kadar herkesi düşünceye sevk ediyordu. Herkes kendi çapında “ne yapmak gerekir” sorusuna bir çözüm aramakta. Gerçekten de özellikle ilk yarıdaki Fenerbahçe taraftarını ümitsizliğe düşürecek bir futbol oynamıştı.

Hem evlilik hem de sakatlık sonrası kendisine en az 15 gün izin verilerek dinlendirilmesi gereken Volkan, gerçekten de ilk yarıda hala düğün gününü yaşarcasına konsantre eksikliği içindeydi. Ancak 2. yarıda kendine gelerek birkaç da gol kurtardı. Bilica’nın şimdiye kadar görülmemiş kadar kötü oyununun nedeni de sanki yeni gelen Yobo’ya yer açılması beklendiği için her an bir hata yapma korkusu gibiydi. Bu futbolu sanırım Yobo’nun, kadro dışı kalacak bir neden doğmadıkça ilk onbirde oynamasının kesinleştiği maç oldu. İlk yarıda rakip futbolcuların gol pozisyonlarında Andre Santos’un da hataları çoktu. Önceki haftalarda Caner’in başarılı futboluna rağmen oynatılmasının nedeni Brezilya Milli takımına seçilmiş olmasıydı. Kendi takımında oynatılmayacak olsa bu kendisinde büyük bir moral bozukluğu yaratacağından hocası haklı bir seçimle yer vermişti. Oysa kendisi bu futboluyla hocasının tercihine hiç de yardımcı olamadı.

İkinci yarıdaki kadro çok daha başarılıydı. Özellikle başta Dia, Baroş’a nispet 3 gol atarak gol krallığında liderliğe yükselen Niang, bildik akıl dolu asistleriyle Alex ve tekniği yüksek bir futbolcunun ayrıca nasıl mücadeleci bir futbolcu olması gerektiği dersini veren Emre Fenerbahçe’nin muhteşem dörtlüsü şeklinde zevkle izlendiler. Mehmet Topuz’un etkisiz futbolu hayretle karşılanırken 5 yabancı ile oynandığı halde Stoch ile değiştirilmemesi tek hata olarak göze çarpmaktaydı. Gökhan Gönül dâhil ikinci yarıda oynayanlar ise vasat futbollarıyla gene de bu kadroda yerleri olduğunu gösteren bir futbol oynadılar.

Bu takımda ideal onbirde oynaması beklenen çoğu futbolcunun bir arada çok az oynadıklarını düşününce, ilerleyen haftalarda çok daha başarılı olunacağını düşünmek iyimser bir hayal olmayıp gerçekçi bir beklentidir.

YMM. Okan İnanç

okaninanc@superonline.com

www.yenicagymm.com