

Antalyaspor – FENERBAHÇE: (0 – 1)
Fenerbahçe için mutlaka kazanılması gereken bir maçtı. Üstelik liderle arasındaki puan farkı daha da kapanacaktı Bu maç Fenerbahçe için ölüm – kalım maçı olarak ilan edilmişti. Bunun takıma yansımasının olumlu olacağını düşünenler gibi gerginlik yaratarak olumsuz olacağını düşünenler de vardı. Mikser Medya’nın taraftarı gaza getirmek için Fenerbahçe düşmanı haline geldiklerini anlamayanlara da bir ders niteliğindeydi bu galibiyet.
Fenerbahçeli futbolcular asıl notlarını Antalya kampı sonrası alacaklar. Üç büyük takımın en büyük rakibinin “İstanbul’un Gece Hayatı” olduğu bu yıl iyice ortaya çıktı. Gece kulüplerinin cazibesi kendi kulüplerinin cazibesinin önüne geçince kötü sonuçlar oluşmakta. Fenerbahçe için Antalya kampı sonrası Antalyaspor ile maçının olması da büyük bir şans olmuş ve kamp süresi uzun tutulabilmişti.
Ne var ki değişmeyen bir şey vardı ki o da taraftarın moralini etkilemişti. Fenerbahçe maç süresinde gene ilk yarıda başka ikinci yarıda başka bir futbol oynamaya devam ediyordu. Gökhan Gönül’ün az görülür akıl dolu golünden sonra gene geriye çekilmeleri değişen fazla bir şey olmadığını göstermekteydi. Futbolcuların risk yüklenmekten kaçınmalarının buna neden olduğu akla gelmekte. Biraz daha cesaret, biraz daha devamlı golü arama bekliyor taraftar. Kontrataklarda da hala bir gelişme yok. Kendinize korner veya serbest atış yapılırken en iyi karşı atağa çıkılır ama buna takımın henüz çalışmadığı belli olmakta.
Yukarıdaki kötü düşüncelerden sonra ümit veren bu deplasman galibiyeti sonrası iyimser düşüncelere gelecek olursak:
- Antalya kampı sonrası ilk kendi saha maçımızda Trabzonspor’u yenme olasılığımızın çok yüksek oranlarda oluşması.
- Rakiplerin, Z.Türkiye Kupasında iddialarını devam ettirmeleri nedeniyle bu hafta içinde önemli maçlar oynayacak olmaları.
- Fenerbahçe için düşünülen zorlukların tümünün rakipler için de söz konusu olması.
- Bir arada oynama süreleri arttıkça takım olma yolunda ilerleme olasılıkları
- Takımda arkadaşlığın ve hocalarına sevgi- saygılarının arttığının gözle görülür bir şekle ulaşması. Ve daha bunlar gibi pek çok oluşum.
Fenerbahçe’de attığı müthiş gol dışında da Gökhan, takımının en iyisi, en çalışkanı olmaya devam ediyor. En son top ayağına geldiğinde saniyenin 1/10 u süresinde kaleye bakıp kaleci ile kalenin fotoğrafını beynine kopyaladığında ayağı da otomatik olarak o aşırtma vuruşa başlamıştı bile. Gökhan’dan sonra en iyi olanların başında da gene Emre gelmekte. Diğerleri ise zaman zaman iyi olarak vasat bir görünüm verdiler de diyebiliriz. Alex ise durgun bir gününde ama daha çok fırsat kollar bir görünümdeydi. Kaçırdığı gol için “yıldızlar bile bazen en kolay golleri kaçırabilir” görüşünü doğrulattı. Yobo için bir karar vermek gittikçe zorlaşmakta. Lugano gerektiğinde sağ tarafın arkasına çok çabuk gelip açıkları kapatırken sol tarafta daha çok boşluk kalmasının nedeni gibi görmeye başladım. Öyle ya gözünüzün önüne getireceğiniz bir hilalin kalın tarafının iki stoperden oluştuğunu hilalin sırtı kaleye dönük sağa sola hareket ettiğini düşünelim. Sol kanat ileriye çıkıp çalışırken hilalin ucu sol tarafa doğru uzanır, sol stoper ileri çıkanların arkalarını doldurur. Aynı şey sağ taraf için hilalin sağ ucu yukarı doğru kalkarak gerçekleşir. Stoperlerin boşalan yerleri de ön stoperlerce doldurulur. Ahkâm kesen zekâ kıtlığı ön planda yer alan yorumcular “geri gelmiyorlar” dedikleri kanat oyuncularını Süpermen sanmakta devam etsinler.
“İstanbul için Gece Hayatı” sanal anonsu yapıldıktan sonra Beşiktaş’ın yıldızlarını da izleyeceğiz. 12 puanı kapatmaları bir yana daha da açmaları olasılığı fazla. Fenerbahçeli futbolcular için yönetim bazında bir önlem alınabilir mi bilemiyorum. Ancak arkadaşlıkları ile takımca bir önlem almaları olasılığı da var. Ben şampiyonluk düğümünün bu “İstanbul’un Gece Hayatı” sorununa bağlı olduğu görüşümde iddialıyım. Gelecek maçta buluşmak üzere hoşça kalın.
YMM. Okan İnanç
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder