19 Mart 2014 Çarşamba

YALAN



YALAN !

Aslında bu dünya hep yalan dolan…

Göz çanaklarına kan dolan çocuklar yalan…

Ayakkabı yerine paralar dolan kutular yalan…

Ses kayıtları montaj külliyen yalan…

Mahkeme kararları işime gelirse doğru gelmezse yalan…

Kanırta kanırta alınan şampiyonluğu kaçıranlar için akıtılan alın teri yalan…

Popülarite için halkı galeyana getirmek doğru da haklı gol sevinci yalan…

Herkes doğru bir Fenerbahçe yalan işte budur en büyük yalan.

Hep, hep bu dünya yalan dolan senin sevgindir aslolan

Sonuna kadar biz Fenerbahçeliyiz ULAN !

19 Ağustos 2013 Pazartesi

Bir Mağlubiyetten Fazlası Mı?


Bir Mağlubiyetten Fazlası Mı?

Fenerbahçe ilk yarısını 2-0 önde kapattığı sezonun açılış maçındaTorku Konyaspor'a, teknik direktörünün bile inanamadığı bir sonuçla  3-2 mağlup oldu.
34 maçlık maratonda, bundan başka puan kayıpları, hakem hataları, son dakika golleri gibi daha neler neler göreceğiz kim bilir?
Bu alınan sonuç, lig sürecinde alınan bir mağlubiyet mi daha mı fazlası bunu zaman gösterecek.

Bu maçın şifreleri bana 2011 yılındaki Kayseri-Fenerbahçe maçını hatırlattı.
Yobo'nun ilk maçıydı, Aykut Hoca ilk 11'de görev vermişti, maçın ilerleyen dakikalarında Yobo sakatlanmış ve kulübede yedek stoper olmadığı için yerine Selçuk girmişti.
İlla ki hayatını F
enerbahçe'ya adamış Aykut Hoca'dan çok şey biliyorum ya da hoca bizden daha az başarı ister dememiştim ama yedek kulubesinde stoper olmamasına da anlam verememiştim

Konya maçına bakıldığında, rakip takım 24 kez bizim sağ kanadımızdan atak yapmış ve sağ kanadımız kriz sinyalleri veriyor, sol kanadımızdan 10 defa gelmişler fakat Hasan Ali ters kademeye girmekten kanadını devamlı boş bırakıyor.
Amacımız ahkam kesmek değil , fakat neden sağ veya sol kanadı güçlendirecek değişiklikler yapılmadı, Sağ kanat M.Topuz - Kuyt ikilisinden M.Topuz - Webo ikilisine döndü anlayamadık, sol tarafa neden önlem alınmadı anlayamadık.
Konya sağ kanattan yaptığı ataklarla cesaret bulup, sol kanattan darbeyi indirdi.

Oysaki Fenerbahçe'nin adı bile ilk yarıda skoru getirmişti.İlk yarı topla oynama oranları 52/48 lehimize gerçekleşmişken , ikinci yarıda ibre 60/40 ile Konya'ya döndü
İlk yarıda Konya kalemize sadece 1 şut çekerken Fenerbahçe 5 şut denemesinde bulunmuştu, ikinci yarıda 4 şut atarken kalemizde 12 şut ve 3 gol gördük.
Ersun Hoca, fantastik bir skor başlangıcı yapmak için mi risk aldı, ya da basında çıkabilecek takımı geriye çekti eleştirilerinden mi sakındı bilemeyiz.

Öncelikle,Salih başta olmak üzere hocamıza ve oyuncularımıza yapılan linç girişimlerine karşıyız amma velakin hocasından , oyuncusuna tüm camianın, gerekli ciddiyeti göstermelerini talep ediyoruz.
Fenerbahçe, hobi değildir heves değildir 30 milyonluk koca bir organizmadır ve büyüklüğünü kupa veya şampiyonluklarına endekslemeyen bu felsefeye tüm paydaşlarının saygı göstermesi esastır.

Fisiksel ve motivasyon olarak herşeyini Fenerbahçe'ye verdiğine inandığım hocamızın bu maçtan gerekli çıkarımları yaptığına ve kadronun ideale dönmesiyle daha umut verici bir oyun izleyeceğimize inanıyor, bu mağlubiyetin işin başında yaşanmış bir kaza olarak kalmasını temenni ediyorum.

Mehmet Ali Mesruoğlu
@maliron

21 Eylül 2011 Çarşamba

Ben Hiç Bu Kadar Fenerbahçe'li Olmamışım




Ön Not: Bu yazıda kullanılan "BEN" asla ve asla ben değildir, bu "BEN" tek yürek olan "BİZ"dir

Ben Fenerbahçe'li Doğdum

Ben Fenerbahçe'li yaşıyorum,yaşayacağım

Benim sevdam babadan miras,evladıma vasiyet
Ben ilk gittiğim maçta babamın kucağında uyudum

Ben hergece uyurken,sarı lacivert hayaller kurup 3-0 mağlubiyetten 4-3'e gelen maçta son golü attım.

Ben İslam Çupi okudum,sevgimin limitlerini gökyüzünden ötelere taşıdım.

Benim hayallerimde,benim düşüncelerimdeki Fenerbahçe çok güzel,çok eşsiz,çok romantikti...

Sonra günlerden bir gün romantik Fenerbahçe fikrinin gerçekleşme zamanı geldi...

Acaba doğru muydu tezahüratlarda haykırılan sevda nidaları, yoksa herşey kafiye olsun diye miydi?

Acaba gerçekten büyüklüğümüz şampiyonluk,kupa büyüklüğü müydü?

Acaba gerçekten,Fenerbahçe heves miydi,değil miydi,aşkı bize yeter miydi?

Ve acaba darağcında olsak da son sözümüz FENERBAHÇE'miydi?

Değildi,Yeterdi,FENERBAHÇE'ydi

Ben bunları daha önce de test etmiştim.

Ben Hep Destek Tam Destek demiştim,iyi günde kötü günde her şartta ve mabedde,deplasmanda,samandırada,havaalanında her yerde takımımla olmuştum

Meğer Benim Fenerbahçe'liliğimin gidecek çok yolu varmış, kaderde daha çok Fenerbahçe'li olmak varmış çok şükür.

Meğer Ben yalnız değilmişim

Meğer Ben Yaylalardan,caddelere inen 10.000'lermişim

Meğer Ben 1.000.000 adet hedefindeki Fenerbahçe Kartmışım

Meğer Ben Fenerium'muşum

Meğer Ben Kadıköy,Altıyol,Yoğurtçu,Kızıltoprak,Şaşkınbakkal,Bağdat Caddesi,İstiklalCaddesi,İstanbul,İzmir,Ankara Türkiye'ymişim

Meğer Ben Şampiyon sahaya çıkarken kaldırımdaki tribünmüşüm

Meğer Ben,öngörüleri,şaşırtıp 40.000'leri aşan isyanın ta kendisi Annem,Bacım,Eşim,Dostum,Kardeşimmişim

Meğer Ben Hiç Bu Kadar Fenerbahçe'li Olmamaşım.

Yaşa FENERBAHÇE

Mehmet Ali Mesruoğlu
http://twitter.com/

27 Ağustos 2011 Cumartesi

Adalet Fıkranın Temelidir


Bu ülke Fenerbahçe DÜŞMANI olmuştur.

3 tarafı sularla çevrili ülkede ne balıkçılığı geliştirebiliriz ne de başka bir çaıdan bakalım yüzücü yetiştiriz, bir tane yetişecek gibi olur o da medya maymunu olur.

Bu ülkenin bereketi tarihsel bir gerçekken,yetiştiremeyiz, öküz gibi adamlarımız bolca varken, öküz gibi öküz yetiştiremeyip, öküz ithal ederiz.

Bu ülke genç nüfusunun çoğunluğu ile övünürken, gençleri vasata alıştırıp kahve köşelerinde, bahis bankolarında çürütürüz.

Biz ki estik mi mangalda kül bırakmayız, ama vasatı aşmamaya programlanmaya ses çıkartmayıp, hep birilerinin bu kötü düzeni değiştirmesinden medet umarız.

Biz sigara içmeye başlayınca, en yakın arkadaşımızın da içmesini isteriz,sigarayı delikanlılık ikonu yapar, içmeyeni süt oğlan rütbesine terfi ettiririz, derslerine en çok çalışan yaşamdan zevk almayan inektir.

Fenerbahçe bu ülkenin süt oğlanıdır,inek öğrencisidir.Hal böyle olunca Fenerbahçe sevilmemelidir,Fenerbahçe alaşağı edilmelidir.

Peki vizyoner bir Fenerbahçe'nin adil şartlarda alaşağı edilmesi mümkün müdür?
El cevap "Değildir"

O zaman izlenecek yollar belirlidir: Adaleti Fenerbahçe'ye uygulama...

Hakem kararlarında bunu yapabilirsin,Disiplin cezalarıyla bunu yapabilirsin.

Senin ofsaytlarn farklıdır, rakip kaleci, uçan tekme atabilir penaltı acaba nedir nedir.
Bir tane fıstıkla saha kapatabilirken,rakiplerin itirazları adil bir şekilde kabul edilmektedir.

Mahkemeler elbette sadece ,Fenerbahçe'yi takip alacaktır, elbette hayal güçlerindeki senaryoları, sinekten yağ çıkartarak gerçekmiş gibi göstermeye çalışacaktır.

Medya, bu oyunun baş aktörlerinden biridir elbet.Başka takımlar için alınan kararlarda Haçlı Kafası Gaspçı UEFA'dır,ama hani verdiğin sözler hani ellerin nerede olur bir anda...

One munite'ler bir dakika,bidakkaaa o ayrı bu ayrı olur.

Konu Fenerbahçe olunca hep o ayrı bu ayrı olur.

Adalet ?

Adalet mülkün değil, olsa olsa bu fıkranın TEMEL'i olur.

Mehmet Ali Mesruoğlu




25 Ağustos 2011 Perşembe

Askerlikten Çekilme


Nutuk'tan:

Atatürk,padişah ve Harbiye Bakanı Ferit Paşa'nın kendisinin İstanbul'a dönmesini sağlamak amacıyla çektikleri telgrafı yanıtlamak gereği duyar:

Harbiye Nazırlığı: "İstanbul'a gel" diyordu. Padişah: "Önce hava değişimi al, Anadolu'da bir yerde otur; ama bir işe karışma." diye başladı. Sonunda, ikisi birlikte: "İlle gelmelisin" dedi.

"Gelemem" dedim. En sonra, 8/9 Temmuz 1919 gecesi, Sarayla açılan bir telgraf başı konuşması sırasında, birdenbire perde kapandı ve 8 Hazirandan 8 Temmuza değin, bir aydır süren oyun sona erdi. İstanbul, o dakikada benim resmi görevime son vermiş oldu; ben de o dakikada, 8/9 Temmuz 1919 gecesi saat 10.50 sonrada (22.50'den sonra) Harbiye Nazırlığına, saat 11.00 sonrada Padişaha görevimle birlikte askerlik mesleğinden çekildiğimi bildiren telleri çekmiş oldum.

Durumu, ordulara ve ulusa kendim bildirdim. O günden sonra resmi görev ve yetkiden ayrılmış olarak, yalnız ulusun sevgisine, şefkat ve cömertliğine güvenerek onun bitmez verim ve güç kaynağından (feyz ve kudret menbaından) esin ve kuvvet alarak vicdan görevimizi yapmaya devam ettik.

En Büyük Fenerbahçe'li

Mustafa Kemal Atatürk


29 Temmuz 2011 Cuma

ANLIYORSUN DEĞİL Mİ?


Oğlum o forma giyilir mi bu sıcakta,naylonyakar seni pişersin dedi...Annem anlamadı


Kendi gitmemiş gibi, kafanı gözünü kırarlar o maça gitmeyeceksin dedi...Babam anlamadı


Fenerbahçe maçı var izin vermezsen kaçarız dedik...Mahmut Hoca anlamadı


14 Şubat yalan ,uydurma,bu deplasmana gitmem lazım dedim...Sevgilim anlamadı


Saat 23:18'di Boliç ManU'ya golü attığında GOooOooL diye inlettim siteyi...Komşum anlamadı


Tamam o iş yemeği önemli ama, bedenim olsa da ruhum o masada olmaz dedim... Patron anlamadı


Bana iltimas geçme ama aynı maç içinde çelişkili kararlar verme dedim...Hakem anlamadı


Bir fıstıkla saha mı kapatılır dedim...Tahkim anlamadı


Bir maç 16 dakika uzatılmaz, maçtan önce elinde çanta dolaştıranlar nerede dedim...Kamuoyu anlamadı


Elinizde delil yok,böyle şike araştırması, böyle tutuklama olur mu dedim...Mahkeme anlamadı


Bak bizim gücümüzü hala kestiremediniz,yargısız infaz yapıyorsunuz dedim...Medya anlamadı


Öyle bir sevgi ki tarif edilmez,Fenerbahçe'li olmayan kimse sevemez dedim...Bizden olmayan anlamadı


Artık anlatma zamanı, gerekirse meydanlarda bağırarak, gerekirse biz bize yeteriz diyerekten bizden olanı çağırarak


Yaşa Fenerbahçe...


Mehmet Ali Mesruoğlu

http://twitter.com/#!/maliron

26 Temmuz 2011 Salı

BİR FENERBAHÇE'Lİ



Bu renkdaşımız babadan miras Fenerbahçe'li...

Size Fenerbahçe'li bir tanıdığımdan bahsetmek istiyorum.

İlk formasını giymenin heyecanını ömrüboyu unutamamış çubuklusuna hayran olmuş biri...


Gece yatağına yatıp ışıklar söndüğünde,kah forvet olup goller atmış , kah kalesinde devler yaratmış, Kah Can,Leter,Kah Rıdvan,Alex olurmuş...


Maça gideceği günün öncesi gece uyuyamamış,bir aksilik olur da gidemezsem diye karın ağrıları çekmiş, maç için evden çıkma saati bir türlü gelmemiş...


Küçük bir çocuk olarak gittiği tribünde,ürkek ama bir o kadar çoşkulu bir şekilde tezahüratlara katılmış sonra boğazlarını patlatmış...


Büyümüş okullu olmuş, orada de rengini belli etmiş, arkadaşlarıyla okulu kırıp hafta içi kupa maçına gitmiş...


Stadın önünde gişeler açılsın diye sıra beklemiş, aynı yağmurda ıslanmış, ayağı çukura girmiş çorabını sıkarak suyunu çıkarmış...


Cebinde kalan yemek parasını, arkadaşa bilet lazım fonuna atmış, 3 tanesi bilmem kaç kuruş simitle idare etmiş,onlarıda paylaşmış...


Flört zamanı kız arkadaşı ile buluşmalarını,Fenerbahçe maçlarına göre ayarlamış, gitmesi gerektiği bir deplasmanda ayrılmışlar...


Spor Toto oynarken bankosu belliymiş,süpriz kuponu tutsa 12 puanlık hafta olurmuş...

Ligin sonları yaklaştıkça ,matematik profesörü tadında hesaplamalar yapar,Fenerbahçe'sini şampiyon yapacak formülü bulurmuş...


Fenerbahçe marşı çalınan bir düğünde evlenmiş, sonra çocukları olmuş,Adı Ogün,Selçuk,Cemil'miş...


Feneriumdan önce zamanlarmış, fakat, çocuğun patiğinden tulumuna her renk sarı lacivertmiş,bütün hayatında olduğu gibi...


O aslında Fenerbahçe'ymiş, her kötü netice ertesinde iş yerinde manalı bakışların odağıymış...


Topu görse bomba diye karakola gidenler,onu kızdırmaya çalışır, aynı zamanda Fenerbahçe ile her konunun en bilgili danışmanıymış...


En önemli maç öncesi "Bilet Bulubilirmiyiz?" "Bu hafta ne yaparız?","Şampiyon olabilecekmiyiz?" sorularının tek adresiymiş...


Rahatsızlanmış ameliyat olmuş,ameliyattan çıktığında maçı sormuş, dikişleri alınmadan maça gelmiş...


Milli maç bile izlerken ,Fenerbahçe'li futbolcuyu ayrı seyreder, onun golünde asistinde,kurtarışında bambaşka sevinirmiş...


Fenerbahçe'li olduğunu söyleyen sanatçıyı çok sever,yarışma programında Fenerbahçe'li olduğunu açıklayan yarışmacıya dua edermiş...


Ratingi artsın diye Fenerbahçe TV'yiaçık bırakıp evden çıkan apartman görevlisinin sırtını sıvazlarken gözlerinden akan yaşlara hakim olamazmış...


Hangi yaşta olursa olsun, Saraçoğlu basamaklarını aynı heyecanla koşa koşa çıkarmış bir an önce sahayı görsün diye...


Hep destek, tam destekler slogandan öte hayat tarzıymış, ilk ve tek kavgasını kendi futbolcusuna küfreden bir adamla yapmış...


İnancı kendine kalsın ama, belki de hayatta hiç bir şeye tuttuğu totem kadar inanmamış...


Maç çorabı ,forması,atkısı seçilir,gidilecek yol özenle belirlenir gün gelir uğursuz ayakkabı çöpü boylarmış...


Bu renkdaş kim biliyormusunuz?


Bu renkdaş kim değil kimse değil...


Bu bir kimlik işte böyle bir şeydir FENERBAHÇE'lilik...

Mehmet Ali Mesruoğlu

http://twitter.com/#!/maliron